Altinkafes

tema ve ps calismalari
 
AnasayfaKapıTakvimSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İrade-i cüziyye nedir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mehmet resat
supermod
supermod
avatar

Mesaj Sayısı : 1000
Yaş : 67
Kayıt tarihi : 06/03/12

MesajKonu: İrade-i cüziyye nedir   C.tesi Kas. 03 2012, 18:37

İrade-i cüziyye nedir






Sual:
Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, irade-i cüziyyenin yeri nedir?
CEVAP
Akıl, din bilgilerinden bazılarını anlayamaz. Eğer anlasaydı, Peygamberlere lüzum kalmazdı.
İnsanların işlerini, hareketlerini de Allahü teâlâ yaratmaktadır. İşleri
zorla da yaptırmıyor. Zorla yaptırılan iş için hesaba çekmek de zulüm
olur. Allahü teâlâ zulüm yapmaz.

İnsanların işlerinin bir titreme gibi cebren yapılmadığı da meydandadır.
İnsanda tam ihtiyar ve tam cebr olmadığı için, insanın hareketleri, bu
ikisinin arasında hasıl olmaktadır.

Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ yaratıyor ise de, insanlara İrade-i cüziyye vermiştir. İrade-i cüziyye insandan meydana gelir. Fakat, insan bunu yarattı denilemez.

Allahü teâlâ, insanın ihtiyari hareketini yaratmak için, insanın
iradesini sebep kılmıştır. Bu şart olmasa da yaratır. Fakat bu şart ile,
bu sebep ile yaratması âdetidir. Peygamberlerinde ve Evliyasında bu
âdetini bozarak sebepsiz de yaratır. Yarattığı çok görülmüştür.

İnsanın işleri ezeldeki takdir ile meydana geliyor ise de, meydana
gelmeleri için, önce kul irade-i cüziyyesini kullanmaktadır. İşin
yapılmasını veya yapılmamasını istemektedir.

İnsanın işlerini Allahü teâlânın ezelde takdir etmesi demek, insanın
neleri irade edeceğini bilmesi ve dilemesi demektir. Bunları Levh-i mahfuz’da yazmıştır. Böyle olduğu için, kulun mecbur olması gerekmez.

Takvimlere, bir sene içinde güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağı,
hesaplanarak yazılmıştır. Güneş, takvimde bildirilen saatlerde doğup
batar. Güneş, takvime öyle yazıldı diye bilinen saatlerde doğup batmaz.
Takvime yazılması, güneşin doğmasına ve batmasına tesir etmez.

İşte Allahü teâlânın da, ezelî ilmi ile, kulların kendi istekleri ile
günah veya sevap işleyeceklerini bilmesi, kulların işlerine cebri bir
müdahale değildir.

Bir kimse, birisinin bir günde yapacağı şeyleri bilse ve bunları
yapmasını irade etse ve hepsini bir kağıda yazsa, bunları yapacak olan
kimse, o kimsenin mecburu olmaz.

(Yapacaklarımı biliyordun ve yapılmasını istedin ve kağıda yazdın. O
halde, bunları sen yaptın) da diyemez. Çünkü bunları kendi iradesi ile
ve kendisi yapmıştır. O kimsenin bildiği ve dilediği ve yazdığı için
yapmamıştır.

Allahü teâlânın ezelde bilmesi ve dilemesi ve levh-i mahfuza yazması da,
insanları mecbur etmek olmaz. Evet ezelde, levh-i mahfuza yazmıştır.
Kulun yapacağını bildiği için, yapılmasını irade etmiştir. Allahü
teâlânın ezeldeki bilgisi, kulun kendi iradesi ile yapacağı işe
bağlıdır. Kulun işi de, Allahü teâlânın bu ilmi ve iradesi ile ve
yaratması ile meydana gelmektedir. Kul, iradesini kullanmazsa, Allahü
teâlâ, kulun iradesini kullanmayacağını ezelde bilir ve bildiği için
irade etmez ve yaratmaz.

İnsanların iradesi olmasaydı da, insanların işleri yalnız Allahü
teâlânın iradesi ile yaratılsaydı, insanlar mecburdur denilirdi.

İnsan, irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse
sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse
cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. Yani Allahü teâlâ hiç kimseye
zorla günah işletmez.

İnsan, irade-i cüziyye ile yaptığı işleri kendi yaratmıyor. Bu işlerin, hayrın ve şerrin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır.


Allahü teâlâ onlara zulmetmez
Sual:
Bazı kimseler, her şeyi bize Allah işletiyor. Bizim bunda
suçumuz yok. Alnımıza ne yazılmışsa onu görüyoruz diyorlar. Bu fikir
doğru mudur?
CEVAP
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
Hayır ve şerrin yaratılmasında, insanın iradesinin ve ihtiyarının da
tesiri vardır. İnsan bir şey yapmak ister, Allahü teâlâ da dilerse, o
şeyi yaratır. İnsanın iradesine, dilemesine (kesb) denir. Demek ki,
insanların yaptığı her hareket, her iş insanın kesbi ve Allahü teâlânın
yaratması iledir. Adam öldürene kıyamette azap yapılması, onu kesb
ettiği içindir. Cebriyye denilen kimseler ise, insanın
kesbini, iradesini inkâr ederek, (İnsan istese de, istemese de her
hareketini, her işini Allah yaratır. İnsanın her işi, ağaç yapraklarının
rüzgardan sallanması gibidir. Her şeyi Allah zorla yaptırıyor. İnsan
hiçbir şey yapamaz) dediler. Böyle söylemek küfürdür. Elin, ayağın
titremesi ile, irade ederek hareket ettirilmesi, bir olur mu?

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, onların yaptıklarının hepsini soracaktır.) [Hicr 92, 93]

(İsteyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. İnkâr edenlere Cehennem ateşini hazırladık.) [Kehf 29]

(Allahü teâlâ, onlara zulmetmez. Onlar, kendilerine zulmediyorlar.) [Nahl 33]

Allahü teâlâ kerimdir, merhameti sonsuzdur. İnsanlara hep faydalı olan
şeyleri, yapabilecekleri kadar emretmiştir. Zararlı olanları yasak
etmiştir.

Bekara suresinin 286. âyetinde mealen, (Allahü teâlâ insanlara kolay yapacakları şeyleri emretti) buyuruluyor.
İnsanda irade bulunmadığını söyleyenler, kendilerine itaat etmeyenlere,
sıkıntı verenlere niçin kızıyorlar? Oğullarını ve kızlarını niçin
terbiye etmeye uğraşıyorlar? Kötü yola düşerlerse onlara, niçin
kızıyorlar? Niçin, bunların iradesi yoktur, mecburdurlar diyerek, hoş
görmüyorlar?

Herkes, yaptığı kötülüğün cezasını görecektir. Kur'an-ı kerimde mealen, (Rabbin elbette azap yapacaktır. Ondan kurtuluş yoktur) buyuruldu. (Tur 7, 8)


Herkes istediği trene binebilir
Sual:
Eğer kimin Cehenneme gideceğini Allah biliyorsa, niye
emirler ve yasaklar bildirdi? Hayrı ve şerri Allah yaratıyorsa, şer
işlerimizden niçin sorumlu oluyoruz?
CEVAP
Hayır şer, Allahü teâlânın yaratması iledir. Sevap ve günah insanın irade-i cüziyyesine bağlı kılınmıştır ki, buna kesb denir. Kesb kuldan, yaratmak Allah’tandır. İki âyet-i kerime meali:
(Allah insana iyilik ve kötülükleri [hayrı ve şerri] öğretmek ve bu ikisinden birini tutmak için, ihtiyar [irade-i cüziyye] vermiştir.) [Şems 7- Beydavi]

(Zerre kadar iyilik ve kötülük yapan, karşılığını görecektir.)
[Zilzal 7,8]

Allahü teâlâ, insanlara zorla günah işletmez. Diyelim ki, önümüzde iki tren var. Garda şunlar yazılıdır:
(Sağ yoldaki trene binen, sonsuz mutluluk diyarı olan Cennete gider.
Soldaki trene binen sonsuz azap diyarı olan Cehenneme gider. Sağ yoldan
gidenin bazı şeyler yapması ve bazı şeylerden kaçması gerekir.. Mesela
namaz, oruç gibi dinin emirlerine uyması ve günahlardan sakınması
gerekir. Soldan giden ise, yol boyu sıkıntı görmez. Onun için hiçbir
yasak yoktur. Hiçbir şey yapmaya da mecbur değildir. Ama yol bitince
sonsuz sıkıntılara maruz kalacaktır.)

Yolcu, hür iradesiyle, gideceği yerin biletini alır. İstediği trene
biner. Son istasyona varmadan, fikir değiştirebilir, dönüş yapabilir.
Sağ yoldan giden trenden inip, sol yoldan giden trene binenler
çıkabildiği gibi, sol yoldan giden trenden inip, sağ yoldan giden trene
binenler de çıkabilir.

Görüldüğü gibi, insan serbesttir. İstediği trene binip, istediği diyara
gidebilir. Ama onu götüren bir araç var. Tren götürüyor onu. Treni
yürüten de birisi var. İnsanları mutluluk diyarına da, azap diyarına da
götüren trendir. İşte bütün işleri, yani hayrı ve şerri Allah yaratır
demek, kula o işi işleme gücünü veren Allah demektir. Örneğimizdeki tren
olmasaydı, insan çok uzun olan bu yolculuğa çıkamazdı. Kendi irade-i
cüziyyesi ile azap diyarına giden kimsenin, (Bu diyara tren seferi
düzenlemeseydiniz, biz de buraya gelmezdik) diyerek, tren işletmesini
suçlaması doğru olmaz. Çünkü bu trene hiç kimse zorla bindirilmediği
gibi, üstelik binerken de, yolda da, son ana kadar gerekli ikazlar
yapılmaktadır. Herkes, kendi arzusu ile işlediği hayır veya şerrin
karşılığını görecektir.

(Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir)

mealindeki âyetleri gösterip, “Bizim sapıklıkta kalmamız Allah’ın
dilemesiyle olduğuna göre, Allah’ın bizleri, sapık diye suçlamaya hakkı
olmaz” ve “Hayrı ve şerri Allah yarattığına göre, yaptığımız kötü
işlerden sorumlu olmayız” diyenler çıkıyor. Suçlarını Allah’a yüklemeye
çalışıyorlar. Kur’an-ı kerimi anlamak öyle kolay değildir. Öyle olsa
idi, Allahü teâlâ, (Resulüm, Kur’anı insanlara açıkla) diye emretmezdi. Bazı âyetler, bazısını açıklar. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah, iman edenleri dünya ve ahirette sapasağlam tutar, zalimleri ise saptırır.) [İbrahim 27]

Demek ki, iflah olmayanlar yani kurtuluşa ermeyenler, zalimler, hainler
ve bunun gibi kötü kimselerdir. Allahü teâlâ, iyiliği ve kötülüğü,
insanların irade etmesi, dilemesi ile yaratır. Namaz kılana da,
hırsızlık edene de mani olmaz. Onlara namaz kılma ve hırsızlık etme
gücünü veren de Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, dilerse, bir kimseyi
layık olmadığı halde, hidayete kavuşturabilir. İyi kimseyi ise asla
sapıklıkta bırakmaz. Zalim, hain bir kimseyi ise, adaletinin gereği
olarak sapıklığa düşürür. Bir iyilik yapana on katı, yüz katı, bin katı
sevap verebilir. Ama genelde bir günah işleyene bir ceza verir. Sevap ve
günah işlemek, insanların irade-i cüziyyesine bağlı kılınmıştır. Hâşâ
Allahü teâlâ, insanlara zorla günah işletmez. Zorla günah işletse, yarın
“Niye günah işledin?” diye sorar mı hiç?


Dilemek ve razı olmak
Sual:
Allah, her şeyi dileyip yaratıyorsa, kötü olan işleri niye dileyip yaratıyor?
CEVAP
Her şeyi yaratan Allahü teâlâ ise de, kullarına irade-i cüziyye
vermiştir. Kul, bu iradesinde serbesttir. Günah işlemeye mecbur
değildir. Kulun, kendi serbest iradesine göre, yapmak istediği iyi veya
kötü isteklerinin de, yaratıcısı Allahü teâlâdır. Kulun isteğine göre
yarattığı için, suçu Allahü teâlâya yüklemek yanlıştır. Cebriye fırkası
suçu Allah’a yüklemiştir, Mutezile de, Allah bizim işlerimize karışmaz
demiştir. Ehl-i sünnet orta yoldur.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, hayrı ve şerri, iyiyi ve kötüyü irade eder, diler ve
yaratır. İyilerin de, kötülerin de yaratanı Odur. Fakat, iyiliklerden
razı; kötülüklerden razı değildir, yani beğenmez. İrade etmek [dilemek]
başkadır, rıza başkadır. Aralarındaki farkı, yalnız Ehl-i sünnet
âlimleri anladı; diğer 72 bid’at fırkası, bu farkı anlayamayıp, dalâlete
saplandı. (1/266)


Günah ve istek
Sual:
Büyüklerimizin, (Allahü teâlâ, vermek istemeseydi, istek vermezdi) sözü meşhurdur. Bu söz, günah da olsa, bir şeyi yapmayı çok istediğimizde, bunu Allah’ın yapmamızı istediğini göstermez mi?
CEVAP
Hayır. Allahü teâlâ günah işlenmesinden kesinlikle razı olmaz
ve kullarının günah işlemesini istemez. O söz, dine uygun işler içindir.
Mesela, şartlarına uygun yapılan dualar, kabul olur. İki hadis-i şerif
meali şöyledir:
(Dua etme arzusu gelince, dua edin. Çünkü bu, duanın kabul olacağına alamettir.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ birine dua etmesini takdir etmişse, kabul etmeyi de takdir etmiştir.) [Ebu Nuaym]

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Dine uygun istek, kavuşmanın müjdecisidir. Yanıp yakılmak da, kavuşmanın başlangıcıdır. (1/61)


Herkes yaptığının neticesine katlanır
Sual:
Günümüzde, dünyanın bir çok yerinde, dinimiz ile ilgili
çeşitli menfi propagandalar yapılıyor. Hâşâ, İslam terör dinidir
deniyor. Bunlara inanıp da, İslamiyet’i araştırmayan, sorumluluktan
kurtulur mu?
CEVAP
Mekkeli müşrikler de, Peygamber efendimiz için hâşâ deli
dediler, büyücü dediler. Bunlara inanıp da imandan mahrum kalanlar oldu.
Müşriklerin iftiralarına inandıkları için, bunlar sorumluluktan
kurtulamaz. Herkes tercihini yapmakta serbesttir, hür iradesi ile
kararını verir ve neticesine de katlanır.

Cennete veya Cehenneme girmeyecek olanlar, İslamiyet’i hiç duymamış
olanlardır. Günümüzde ise, bu imkansız gibidir. Her dilde, dinimizi
doğru olarak anlatan kaynaklar mevcuttur. Hele şimdi, Internet sayesinde
bunlara ulaşmak, daha da kolaylaşmıştır. Buna rağmen İslamiyet’i
araştırmayan, ahirette mazeret beyan edemez ve sorumluluktan kurtulamaz.

Kaynak : M.Ali Demirbaş

**
[Resimleri sadece adminler görebilir.]


[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.asiluydu.com
Burcucan59
supermod
supermod
avatar

Mesaj Sayısı : 966
Yaş : 35
Nerden : Almanya
Kayıt tarihi : 17/01/10

MesajKonu: Geri: İrade-i cüziyye nedir   Perş. Kas. 08 2012, 00:19

bravo
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İrade-i cüziyye nedir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Altinkafes :: Biyografi :: Dinimiz-biografi-
Buraya geçin:  
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Bir bloga sahip olmak