Altinkafes

tema ve ps calismalari
 
AnasayfaKapıTakvimSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İtikatta tek mezhep var

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mehmet resat
supermod
supermod
avatar

Mesaj Sayısı : 1000
Yaş : 66
Kayıt tarihi : 06/03/12

MesajKonu: İtikatta tek mezhep var   Ptsi Ara. 17 2012, 10:40

İtikatta tek mezhep var







Sual:
İtikatta kaç mezhep vardır?
CEVAP
İmanda, itikatta tek bir mezhep vardır. Bu mezhep Ehl-i sünnet
vel-cemaat mezhebidir. Çünkü İslamiyet, bütün insanlara yalnız bir tek
imanı ve itikadı emretmektedir.

Bu imanın esaslarını ve nasıl itikat edileceğini, bizzat Peygamber
efendimiz aleyhisselam tebliğ etti. İnsanlara, kendilerini ve her şeyi
yaratan Allahü teâlâyı haber veren Peygamberimiz, Allahü teâlâya, Onun
yarattıklarına ve Onun emir ve yasaklarına imanın nasıl olacağını da
bildirdi.

Muhammed aleyhisselama ve Onun bildirdiklerine, temiz, dürüst ve hakiki
bir iman, ancak Onun bildirdiğini tam ve hiç şüphesiz kabul edip
inanmakla, hepsini beğenmekle mümkün olur. Bu hususta çok az, kıl kadar
da olsa bir ayrılığın, Ondan ayrılmak olacağı meydandadır. Böyle bir
ayrılığa düşenlerin kendilerini haklı çıkarmak için öne sürecekleri
dini, siyasi, beşeri, içtimai, fenni.. v.s. gibi sebeplerin hiçbir
kıymeti yoktur. Çünkü İslamiyet her ne suret ve sebeple olursa olsun,
imanda ve itikatta ayrılığa asla izin vermemekte, yasaklamaktadır.

İtikatta ayrılık olmaz
Sual:
Eshab-ı kiramın itikatta ayrılıkları var mı idi? Bid’at fırkaları nasıl çıktı?
CEVAP
Eshab-ı kiramın iman ve itikatta hiçbir ayrılıkları olmadı.
Eshabdan olmayanlar ve daha sonraki asırlarda gelenler arasında ise
zamanla imanda, itikatta bazı ayrılıklar ortaya çıkarıldı ve bid’at
fırkalarının sayısı 72’ye ulaştı.

Bu ayrılıkları çıkaranların ve bunların sözlerine inanarak bozuk
düşüncelerini benimseyenlerin ileri sürdükleri sebepler çok çeşitli ve
her birine göre farklı olmakla beraber, münafıkların ve başka dinden
olanların çıkardıkları fitneler, Kur’an-ı kerimin müteşabih âyetlerini
kendi anlayışlarına göre tevil etmeye kalkışmaları, eski Hint ve Yunan
felsefesi ile, Mecusi inançlarının İslamiyet’e sokulma çabaları, Eshab-ı
kiramın amele ait konulardaki ictihad ayrılıklarını anlayamama ve
bunları kendi nefsani arzularına, siyasi maksat ve ihtiraslarına alet
etme, kısa zamanda çok geniş ülkelere yayılan İslamiyet’in henüz yeni
Müslüman olmuş büyük kitlelerce tam anlaşılmadan birtakım insanların
eski din ve inançlarına ait bazı unsurları tamamen terk edememeleri ve
bunları İslamiyet’ten sayma gibi yanlışlıklar yüzünden bid’at fırkaları
türemiştir.

Bu sapık fırkaların ortak vasfı; siyasi ve dünyevi menfaat peşinde
olmalarına rağmen, hemen hepsi Kur’an-ı kerimdeki müteşabih âyetleri
kendi akıllarına göre tefsir yoluna gitmişler, böylece felsefe yaparak
ve bu âyetleri, iddiaları istikametinde tevil ederek kendilerine
Kur’an-ı kerimden deliller bulduklarını ileri sürmüşlerdir. Mesela,
Kur’an-ı kerimde geçen, Allah’ın eli, yüzü vb. sıfatlarını gösteren
ifadeleri, kendi düşüncelerine ve konuşma dilindeki manalarıyla kabul
ederek, Allahü teâlâyı zâtı ve sıfatlarıyla oturan, yürüyen insan
şeklinde düşünen bu sapık fırkalar, Kur’an-ı kerimin doğru manası olan
murad-ı ilahiyi anlayamamışlar, doğrusunu anlatan Ehl-i sünnetin
açıklamalarını kabul etmemişler ve onlara çeşitli yollarla
saldırmışlardır.

İmanda parçalanmak
Sual:
İmanda parçalanmak, fırkalara ayrılmak yasak değil mi?
CEVAP
Evet yasaktır. Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler, imanda
parçalanmanın, fırkalara ayrılmanın çok kötü olduğunu bildiriyor. İki
âyet-i kerime meali şöyledir:
(Hidayeti [kurtuluş yolunu] öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp, müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleyip çok kötü olan Cehenneme atarız.) [Nisa 114]

(Hepiniz Allah’ın ipine
sımsıkı sarılın. Fırkalara bölünmeyin!) [Âl-i İmran 103]

Peygamber efendimiz de, Müslümanlar arasında imanda ve itikatta
ayrılıkların felaket olduğunu bildirerek, meşhur olan bir hadis-i
şerifinde buyuruyor ki:
(Beni İsrail [Yahudiler], 71 fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan 70’i Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtulmuştur. Nasara [Hıristiyanlar]
da, 72 fırkaya ayrılmıştı. 71’i Cehenneme gitmiştir. Bir zaman sonra
benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılır. Bunlardan 72’si Cehenneme gidip,
yalnız bir fırka kurtulur.)
Eshab-ı kiram, bu kurtuluş fırkasının kimler olduğunu sorduğunda da buyurdu ki:
(Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshabımın gittiği yoldur.) [İbni Mace, Tirmizi]

Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki, Eshab-ı kiramın yolu, Resulullahın yolundan farklı değildir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İman edilecek şeylerde Eshab-ı kiramın hepsine uymak lazımdır. Çünkü,
itikat edilecek şeylerde, birbirlerinden hiç ayrılıkları yoktur. Eshab-ı
kiramdan birine dil uzatan kimse, hepsini lekelemiş olur. Çünkü,
hepsinin imanı, itikadı birdir. Birine dil uzatan, hiçbirine uymamış
olur. Birbirlerine uygun olmadıklarını, aralarında birlik bulunmadığını
söylemiş olur. Onlardan birini kötülemek, onun söylediklerine inanmamak
olur. İslamiyet’i bizlere bildiren, onların hepsidir. Onların her biri
adildir, doğrudur. Her birinin İslamiyet’te bildirdiği bir şey vardır.
Her biri âyet-i kerimeleri getirerek, Kur’an-ı kerim toplanmıştır. Bir
kısmını beğenmeyen, İslamiyet’i bildireni beğenmemiş olur. Beğenmeyen de
Cehenneme gider. Bir âyet-i kerime meali:
(Kur’anın bir kısmına inanıyorsunuz da, bir kısmına inanmıyor
musunuz? Böyle yapanların cezası, dünyada, rezil olmak, ahirette de, en
şiddetli azaba atılmaktır.)
[Bekara 85]

Kur’an-ı kerimi toplayan üç halifeyi kötülemek, Kur’an-ı kerimi
kötülemek olur. Aklı olan kimse, Eshab-ı kiramın hepsinin, yanlış bir
kararda birleşeceklerini söyleyemez. Halbuki o gün, Eshab-ı kiramdan 33
bini, hep birden, istekle ve seve seve Hazret-i Ebu Bekir’i halife
yaptı. 33 bin Sahabinin, yanlış bir işte, söz birliği yapması, olacak
şey değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ümmetim, dalalette birleşmez, yanlış bir iş üzerinde ittifak etmezler.) [İbni Mace]

Eshab-ı kiram arasında olan ayrılıklar, kötü düşüncelerden değildi.
Çünkü onların mübarek nefsleri tertemiz olmuştu. Onların bütün
istekleri, İslamiyet’e uymaktı. Ayrılıkları, ictihad ayrılığı idi.
Yanılanları da sevaba kavuşur. İmam-ı Şafii, (Allahü teâlâ, ellerimizi o
kanlara bulaştırmadı. Biz de dillerimizi bulaştırmayalım. Resulullahtan
sonra, Eshab-ı kiram çok düşündü, Hazret-i Ebu Bekir’den daha üstün
kimseyi bulamayıp, onu halife yaptılar) buyurdu. Bu da, Hazret-i Ali’nin
ikiyüzlü olmadığını ve Hazret-i Ebu Bekir’i seve seve halife yaptığını
göstermektedir. (c.1, m. 80)

Muhammed Masum hazretleri de buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, (Ya Musa! Benim için ne amel yaptın?) buyurdu. O da, (Ya Rabbi! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim ve seni zikrettim) deyince, Allahü teâlâ, (Namaz,
senin için burhandır. Oruç, seni Cehennemden koruyan kalkandır. Zekat,
mahşer günü, herkes sıcaktan yanarken, sana gölge yapacaktır. Zikir de, o
gün, karanlıkta, sana nur olacaktır. Benim için ne yaptın?)
buyurdu. Musa aleyhisselam, (Ya Rabbi, senin için olan amel nedir) dedi. Allahü teâlâ, (Sevdiğimi benim için sevdin mi ve düşmanımı düşman bildin mi?)
buyurdu. Hazret-i Musa, Allahü teâlânın sevdiği amelin, Onun dostlarını
sevmek ve düşmanlarını sevmemek olduğunu anladı. Demek ki, sevgilinin
sevdiklerini sevmek ve düşmanlarına düşman olmak, sevginin alametidir.
Mümtehine suresinin, (İbrahim ve Eshabı, kâfirlere, biz sizden
ve putlarınızdan uzağız. Siz, bir olan Allah’a inanana kadar, aramızda
düşmanlık olacaktır dediler. Bunların bu güzel halleri, size örnek
olmalıdır)
mealindeki 4. âyeti gösteriyor ki, iman sahibi olmak
için, bu düşmanlık şarttır ve Allah düşmanlarını sevmek, imanı yok
eder. Resulullahın sohbetine kavuşmakla şereflenen Eshab-ı kiram,
birbirlerini çok severlerdi. Birbirlerine değil, kâfirlere düşman idi.
Fetih suresinin (Kâfirlere düşman, birbirlerine merhametli idiler) mealindeki 29. âyeti sözümüzü ispat etmektedir. (m. 29)

Doğru yol nedir?
Bid’at fırkalarını, Ehl-i sünnetin dört doğru mezhebi ile
karıştırmamalıdır. Dört mezhep, birbirlerinin doğru yolda olduğunu
söyler ve birbirini severler. Bid’at fırkaları ise, Müslümanları
parçalamaktadır. Bu dört mezhebin birleştirilemeyeceğini, İslam âlimleri
sözbirliği ile bildirmişlerdir. Allahü teâlâ, mezheplerin
birleştirilmesini değil, ayrı olmalarını istiyor. Böylece, İslam dinini
kolaylaştırıyor.

Bir âyet-i kerime meali:
(Ey iman edenler! Allah’ın dinine sarılın. Birbirinizden ayrılmayın!) [Al-i İmran 103]

Ebussüud Efendi
hazretleri burayı açıklarken, (Ehl-i
kitabın parçalandığı gibi parçalanıp da doğru imandan ayrılmayın!
Cahiliye zamanında birbirleriniz ile dövüştüğünüz gibi bölünmeyin!)

buyurdu.

Doğru yolun, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği iman olduğunu,
Peygamber efendimiz haber verdi. O halde, Ehl-i sünnette birleşerek,
kardeş olmak, birbirimizi sevmek gerekir. Müslümanların bu birliğinden
ayrılan, bu âyet-i kerimeye uymamış olur. Bu yolda birleşir, birer
kardeş olduğumuzu bilip birbirimizi seversek, dünyanın en büyük, en
kuvvetli milleti olur, dünyada rahata, huzura, ahirette de sonsuz
saadete kavuşuruz. Düşmanlarımızın ve cahillerin ve sömürücülerin, kendi
çıkarları için söyledikleri yalanlara aldanıp, bölünmemeye çok dikkat
etmeliyiz! (Hadika s. 696)

İtikatta ayrılıkların başlaması
Sual:
İslamiyet’te ilk itikat ayrılıkları ne zaman başladı?
CEVAP
Hazret-i Osman'ın şehit edilmesinden sonra, Abdullah İbni Sebe
adındaki münafık olan bir Yahudinin ortaya çıkması ile başlamıştır.
Müslümanların saf ve temiz imanlarını bozmak gayesiyle itikattaki birlik
ve beraberliklerini parçalamak için çıkarılan ilk fitne hareketi budur.

İbni Sebe
, Hazret-i Ali'nin halifelik meselesini bahane ederek,
Müslümanları bölmek gayretine düştü. Kendisine taraftar toplamak ve
onlara görüşlerini kabul ettirmek için, (Hazret-i Ali'nin Peygamber
olduğundan, Allahü teâlânın ona hulul ettiğine) varıncaya kadar pek çok
şeyler uydurdu. Bir kısım insanları aldattı. İbni Sebe’ye aldananların
içinde siyasi hırs ve gayret ile hareket edenler çoğaldı. Böylece
Hazret-i Ali taraftarıyız diyerek, İslam dinine bozuk inançlar
karıştırdılar. Zamanla başka konularda da Ehl-i sünnetten ayrılıp, kendi
içlerinde çeşitli kollara bölündüler.

Bozuk fırkalardan biri de haricilik itikadıdır. Hakem olayına itiraz
edip Hazret-i Ali ve karşısındakilere karşı çıkıp ayrılanlara Harici
ismi verildi. Haricilerden bir kısmı Kur’an-ı kerimin bazı bölümlerini
kabul etmezler. Bir kısmı da sapıklıklarında, yeni bir peygamber
geleceğine inanacak kadar ileri gitmişlerdir.

Bozuk fırkalardan biri de Mutezile’dir. Hasan-ı Basri
hazretlerinin derslerinde bulunan Vasıl bin Ata tarafından ortaya
çıkarılmıştır. (Büyük günah işleyen ne mümindir ne de kâfirdir) diyerek
Ehl-i sünnetten ayrılan Vasıl bin Ata için, Hasan-ı Basri hazretleri, (İ'tezele anna Vasıl),
yani (Vasıl bizden ayrıldı) buyurmuştu. Buradaki i’tezele = ayrıldı
kelimesinden dolayı Vasıl'a ve onun yolunu tutanlara (Mutezile) ismi
verilmiştir. Mutezile ayrılıkçı manasındadır.

Mürcie
, Kaderiyye, İbahiye, Mücessime, Cebriyye
gibi birçok bozuk fırkalar daha vardır. İslam tarihi boyunca çeşitli
yerlerde ortaya çıkmış, kendi içlerinde de sayılamayacak kadar çok
kollara ayrılarak bir müddet yaşayıp, sonra unutulup gitmişlerdir. Ancak
günümüzde de çok az da olsa bu fikirlerde insanlara rastlanmaktadır.
Bazı kimselerin görüşlerinin bir kısmı Mutezile, bir kısmı Şii, bir
kısmı Vehhabi, bir kısmı cebriye görüşüne uygun oluyor. Yani bir kimsede
çeşit bozuk fırkaların görüşleri toplanabiliyor. Bu daha çok
Türkiye’dedir.

Son asırlarda çıkan Vehhabilik, [selefiyecilik adı altında] çeşitli İslam ülkelerinde yayılmaktadır.

Diğer bozuk fırkalar tarih içinde kaybolup gitmişlerdir. Ehl-i sünnet
vel-cemaatin mevcudu her devirde çok olmuştur. İslamiyet; iman, itikat,
amel ve ahlak esasları olarak Ehl-i sünnet âlimleri tarafından her
asırda, aslı üzere muhafaza edilerek, bugüne ulaştırılmıştır. Bugün
dünyadaki Müslümanların yarıdan çoğu, Ehl-i sünnet vel-cemaat itikadı
üzeredir.

Doğru olan itikat fırkası
Sual:
Doğru olan itikat fırkası hangisidir?
CEVAP
Peygamber efendimizin hadis-i şerifte fırka-i naciyye [kurtuluş
fırkası] olarak bildirdiği tek itikat fırkası Ehl-i sünnet
vel-cemaattir. İmam-ı Matüridi ile imam-ı Eşari Ehl-i sünnetin iki
imamıdır.

İmam-ı Matüridi ve imam-ı Eşari hazretleri ayrı bir mezhep kurmamışlar,
Eshab-ı kiramın, Tâbiinin, dört mezhep imamının ve sonra Ehl-i sünnet
âlimlerinin nakil ve tevatür yolu ile bildirdikleri iman ve itikat
bilgilerini açıklamışlar, anlaşılmasını kolaylaştırmak için kısımlara
bölmüşler ve herkesin anlayabileceği şekilde yaymışlardır. Bunlardan
imam-ı Eşari, imam-ı Şafi hazretlerinin talebe zincirinde bulunmaktadır.
İmam-ı Matüridi ise imam-ı a’zam hazretlerinin talebe zincirindedir.

Ehl-i sünnet itikadının açıklamasında bu iki imam meşhur olmuş,
yaşadıkları zamanlarda itikatta doğru yoldan ayrılmış sapıkların ve
Yunan felsefesinin bataklıklarına saplanmış maddecilerin bozuk
düşüncelerine karşı Ehl-i sünnet vel-cemaat itikadını izah etmekte, bazı
bakımlardan farklı usuller takip etmişlerdir. Daha sonraki asırlarda
gelen Ehl-i sünnet âlimleri, bu iki imamın koyduğu usullere uyarak,
Ehl-i sünnet itikadını nakletmişlerdir.

Ehl-i sünnetin reisi ise imam-ı a’zam Ebu Hanifedir. İmam-ı a’zam Ebu
Hanife hazretleri, fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara
ayırdığı ve usuller, metotlar koyduğu gibi, Resulullahın ve Eshab-ı
kiramın bildirdiği itikat, iman bilgilerini de topladı ve yüzlerce
talebesine bildirdi. Talebesinden, ilmi kelam, yani iman bilgileri
mütehassısları yetişti. Bunlardan imam-ı a’zamın talebesi olan imam-ı
Muhammed Şeybani'nin yetiştirdiklerinden, Ebu Bekri Cürcani dünyaca
meşhur oldu. Bunun talebesinden de, Ebu Nasır-ı Iyad, kelam ilminde, Ebu
Mensur-i Matüridi'yi yetiştirdi. Ebu Mensur, imam-ı a’zamdan gelen
kelam bilgilerini kitaplara yazdı. Doğru yoldan sapmış olanlarla
mücadele ederek, Ehl-i sünnet itikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa
yaydı.

İmam-ı Eşari de; imam-ı Şafii'nin talebesi zincirinde, bulunmaktadır. Bu
iki büyük imam, Eshab-ı kiram, Tâbiin ve Tebe-i tâbiinin bildirdiği
itikat ve iman bilgilerini açıklamışlar, kısımlara bölmüşler, herkesin
anlayabileceği bir şekilde yaymışlardır. İmam-ı Eşari ve imam-ı Matüridi
hazretleri, hocalarının müşterek mezhebi olan Ehl-i sünnet
vel-cemaatten dışarı çıkmamışlardır.

Bu iki imamın ve hocalarının ve bunların da hocaları olan, amelde dört
hak mezhep imamlarının ve onlara tâbi olanların imanda, itikatta tek
fırkası vardır. Bu, Ehl-i sünnet vel-cemaat fırkasıdır. Çünkü İslamiyet,
bütün insanlara yalnız bir tek imanı ve itikadı emretmektedir. Bu
imanın esaslarını ve nasıl itikat edileceğini, bizzat Peygamberimiz
Muhammed aleyhisselam tebliğ etmiştir.

Bazı kitaplarda, Eşariyye mezhebi, Matüridiyye mezhebi diye yazılı ise
de, bu kendi çalışmalarına verilen isimdir, ayrı mezhep değildir. Her
ikisi de Ehl-i sünnet itikadını anlatmıştır. Aralarında ictihad farkları
vardır. Bu ayrılıklar temelde ayrılık olmadığı için, ikisi de Ehl-i
sünnettir.

Ehl-i sünnet âlimleri, manaları açık olan (Nass)ları,
zahirleri üzere almışlar, yani, böyle âyet-i kerimelere ve hadis-i
şeriflere açık olan manaları vermişler, zaruret olmadıkça böyle Nassları
tevil etmemişlerdir. Kendi görüşleri ile bir değişiklik yapmamışlardır.

Ehl-i sünneti ortaya koyan
Sual:
Ehl-i sünneti çıkaran kimdir?
CEVAP
Ehl-i sünnet, sünnet ehli demektir. Sünnet ehli demek de,
Resulullahın sünnetine uyan, onunla amel eden, Onun gibi inanan
demektir.

Ehl-i sünnet itikadını ortaya koyan Resulullah efendimizdir. Bu imanın
esaslarını ve nasıl itikat edileceğini, bizzat Peygamberimiz Muhammed
aleyhisselam tebliğ etti. İnsanlara, kendilerini ve her şeyi yaratan
Allahü teâlâyı haber veren Peygamber efendimiz, Allahü teâlâya, Onun
yarattıklarına ve Onun emir ve yasaklarına imanın nasıl olacağını da
bildirdi.

İman bilgilerini Eshab-ı kiram bu kaynaktan aldılar. Tâbiin-i izam da bu
bilgilerini, Eshab-ı kiramdan öğrendiler. Daha sonra gelenler,
bunlardan öğrendiler. Böylece, Ehl-i sünnet bilgileri bizlere nakil ve
tevatür yoluyla geldi. Bu bilgiler akıl ile bulunamaz. Akıl bunları
değiştiremez. Akıl, bunları anlamaya yardımcı olur. Yani, bunları
anlamak, doğruluklarını, kıymetlerini kavramak için akıl lazımdır. Hadis
âlimlerinin hepsi, Ehl-i sünnet itikadında idiler. Amelde dört mezhebin
imamları da bu itikatta idi. İmam-ı Matüridi ve imam-ı Eşari de Ehl-i
sünnet idi. Her iki imam da, sapıklara karşı ve eski Yunan felsefesinin
bataklıklarına saplanmış olan maddecilere karşı Ehl-i sünnet itikadını
savundular.

Ehl-i sünnet ne demektir
Sual:
Ehl-i sünnet ne demektir? Mezheplere ayrılmak parçalanmak mıdır?
CEVAP
Ehl-i sünnet vel-cemaat demek, Resulullahın ve eshab-ı kiramın
gittikleri doğru yolda bulunan âlimler demektir. Hak olan cemaat ve 73
fırka içinde Cehennemden kurtulacağı bildirilmiş olan Fırka-ı naciyye
bunlardır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Parçalanmayın)
buyuruldu. Bu âyet-i kerime, itikatta, inanılacak bilgilerde
parçalanmayın demektir. Yani nefslerinize ve bozuk düşüncelerinize
uyarak, doğru imandan ayrılmayın demektir. İtikatta ayrılmak,
parçalanmak elbette hiç caiz değildir. Hadis-i şerifte de, (Cemaat rahmet, ayrılık azaptır) buyuruldu. (Parçalanmayın)
âyet-i kerimesi fıkıh bilgilerinde ayrılmayın demek değildir. Ahkamda,
amellerde olan ictihad bilgilerindeki ayrılık, hakları, farzları,
amellerdeki, ince bilgileri ortaya koymuştur. Eshab-ı kiram da, günlük
işleri açıklayan bilgilerde, birbirlerinden ayrılmışlardı. Fakat, itikat
bilgilerinde hiç ayrılıkları yoktu. Hadis-i şerifte, (Ümmetimin ayrılığı [mezheplere ayrılması] rahmettir) buyuruldu. Dört mezhebin, amel bilgilerinde ayrılması böyledir. (Hadika)

İtikatta mezhep
Sual:
Bazı kitaplarda, Matüridi mezhebi, Eşari mezhebi
ifadeleri geçiyor. İtikatta tek mezhep olduğuna göre, niye böyle
ifadeler kullanılıyor?
CEVAP
İtikatta hak mezhep tektir. O da Ehl-i sünnet vel cemaat mezhebidir. Bu mezhebin itikattaki iki büyük imamı, Ebu Mansur Matüridi ve Ebül-Hasan Eşari hazretleridir.
Burada mezhep, ictihad anlamındadır. Nitekim, fıkıh kitaplarında,
(İmam-ı Ebu Yusuf’un mezhebi böyledir) ifadeleri de geçer. Bu, ayrı
mezhebi olduğu için değil, ictihadının farklı olduğunu göstermek
içindir.

İmam-ı Matüridi Hanefi mezhebinde, İmam-ı Eşari de, Şafii mezhebinde
olduğu için; Hanefiler, İmam-ı Matüridi’nin, Şafiiler de İmam-ı
Eşari’nin açıklamalarına uygun hareket ediyorlar.

İtikatta ve amelde mezhep
Sual:
İtikatta ve amelde kaç hak mezhep vardır?
CEVAP
İtikatta hak fırka tektir. O da, Ehl-i sünnet vel cemaat fırkasıdır. Bu fırka, amelde, dört hak mezhebe ayrılmıştır. Bunlar, Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli’dir.
Her mezhebin içinde müctehidler vardır. Mesela Hanefi mezhebinde,
İmam-ı Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed, İmam-ı Züfer gibi. Bunlar Hanefi
mezhebinin üsul ve kaidelerine aykırı olmadan farklı ictihadlarda
bulundukları için, Hanefi’den farklı bir mezhep sayılmamıştır.

Ehl-i sünnetin iki itikat imamı olan İmam-ı Matüridi ve İmam-ı Eş’ari
de, Ehl-i sünnete aykırı olmayan farklı bazı ictihadlarda
bulunmuşlardır. Bu farklı ictihadları Ehl-i sünnet itikadını zedelemez.

Mezhepsizler itikatta mezhebi üçe ayırıp, yani Matüridi ve Eş’ari diye
ayırıp bir de selefiyye diye bir şey çıkarmışlardır. Bu selefiyyenin
adından başka, selefi salihin ile hiçbir ilgisi yoktur. Vehhabiler
kendilerini bu isim altında gizlemektedirler.

Sual: İtikatta ve amelde mezhebimiz nedir? İtikatta
mezhebi üçe ayırıyorlar. Selefiye, Eşariye ve Matüridiye diye. Bu doğru
mudur? Doğru ise biz hangi mezhepteyiz?
CEVAP
İman ve itikat aynıdır. Bunları anlatan derin ilme, İlm-i kelam
denir. Kelam ilmi, Kelime-i şehadeti ve buna bağlı olan, imanın altı
temel bilgisini öğreten ilimdir. Kelam ilmi âlimleri, çok büyük
insanlardır ve kelam kitapları pek çoktur. Bu kitaplara, Akaid kitabı dadenir.Kelam
ilmini, Ehl-i sünnet vel-cemaat âlimlerinin bildirdikleri itikadı
öğrenecek ve bunları akıl ile nakil ile ispat edecek ve sapıklara,
dinsizlere anlatacak kadar okumak farz-ı ayn olup, bundan fazlasını
öğrenmek, ancak din âlimlerine lazımdır.

Sünnilerin itikatta mezhebi, Ehl-i sünnet vel cemaattir. Amelde mezhebi
ise, dört hak mezhepten birisidir. İtikatta ayrılık olmaz. İtikatta
mezhep üçe ayrılmaz. Her müctehidin kendine göre bir mezhebi bulunur.
Bir müctehidin ictihad ederek elde ettiği bilgilerin hepsine, o
müctehidin mezhebi denir. Her müctehidin ictihadı, başka müctehidin
ictihadından farklı olabilir. Birine hak, ötekine bâtıl denmez.

Mesela İmam-ı Ebu Yusuf’un mezhebi, İmam-ı Züfer’in mezhebi şudur denir. Ama bunlar Hanefi mezheplerinden ayrı sayılmaz. Bunun gibi İmam-ı Eşari ve İmam-ı Matüridi’nin
de mezhepleri vardır. Fakat bunlar Ehl-i sünnetten ayrı değildir. İkisi
de, Ehl-i sünnetin imamıdır. Ehl-i sünnetin imamı iki tane değildir,
çoktur. İmam-ı a’zam, sadece fıkıhta değil, itikatta da Ehl-i sünnetin imamlarından biridir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali ve Abdülhakim-i Siyalkuti birer kelam âlimi ve akaid imamıdır.

Netice, itikatta mezhebimiz Ehl-i sünnettir. Amelde mezhebimiz ise
Hanefi veya diğer üç mezhepten biridir. Her âlimin mezhebi vardır.
Mezhepsiz âlim olmaz. Mezhepsizlik dalalettir. Mezheplerden farklı
hükümler alarak yeni bir mezhep oluşturmak mezhepsizliktir, haramdır.
Mason Abduh ve çömezleri bu mezhepsizlik yolunu tercih etmişlerdir.

Kaynak : M.Ali Demirbaş

**
[Resimleri sadece adminler görebilir.]


[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.asiluydu.com
Minik SeRCe
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 4290
Kayıt tarihi : 04/10/08

MesajKonu: Geri: İtikatta tek mezhep var   Ptsi Ocak 07 2013, 18:10

gül gül gül gül gül gül

**
[Resimleri sadece adminler görebilir.]

[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://altinkafes.eniyiforum.net
Burcucan59
supermod
supermod
avatar

Mesaj Sayısı : 966
Yaş : 35
Nerden : Almanya
Kayıt tarihi : 17/01/10

MesajKonu: Geri: İtikatta tek mezhep var   Perş. Ocak 17 2013, 21:12

cicek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İtikatta tek mezhep var
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Altinkafes :: Biyografi :: Dinimiz-biografi-
Buraya geçin:  
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın