Altinkafes

tema ve ps calismalari
 
AnasayfaKapıTakvimSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kadının dinimizdeki yeri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mehmet resat
supermod
supermod
avatar

Mesaj Sayısı : 1000
Yaş : 67
Kayıt tarihi : 06/03/12

MesajKonu: Kadının dinimizdeki yeri    Cuma Şub. 08 2013, 19:10

Kadının dinimizdeki yeri







Sual: Dinimizde kadın hakları hususunda bilgi verir misiniz?
CEVAP
Müslümanlıkta kadın sultandır. Dinimiz kadına çok değer vermiş,
erkeğe de çok mesuliyet yüklemiştir. İslamiyet’te kadın ev içinde ve
dışında çalışmak, para kazanmak zorunda değildir. Evli ise erkeği, evli
değilse babası, babası da yoksa, en yakın akrabası çalışıp onun her
ihtiyacını karşılamaya mecburdur. Kendisine bakacak hiç kimsesi
bulunmayan kadına, devletin yardım sandığı bakar.

Dinimizde geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır. Bir
erkek, hanımını tarlada, fabrikada veya herhangi bir yerde çalışmaya
zorlayamaz. Eğer kadın isterse ve erkek de razı olursa, kadın kendine
uygun bir işte çalışabilir. Fakat, kadının kazancı kendisinindir.

Müslüman kadının ev işi yapması bir ihsandır, çok sevaptır. Yapmazsa,
günaha girmez. Zorla yaptırılamaz. Resulullah efendimizin zamanından
bugüne kadar, Müslüman kadınlar bu ihsanı yapmıştır.

Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya kardeşidir, yahut hanımı veya
annesidir. Kadınlara kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu
değer verilmelidir. (R. Nasıhin)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!)
[Müslim]

(Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.)
[Müslim]

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!)
[İbni Lal]

(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb
aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden
kadın da, Hazret-i Asiye gibi sevaba kavuşur.)
[İ. Gazali]

(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.)
[İ. Lâl]

(En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]

(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.)
[Nesai]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.)
[R.Nasıhin]

(Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.)
[Mürşid-ün-nisa]

(Hanımını döven, Allah’a ve Resulüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.)
[R.Nasıhin]

(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.)
[İ. Asakir]


Kız çocuklarının kıymeti
Peygamber efendimiz, (Kız çocuklarını hor görmeyin) buyurdu. Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel
olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!)
[Hakim]

(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle
bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket
olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.)
[Taberani]

(İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.)
[İbni Mace]

(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.)
[Tirmizi]

(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene,
Allahü teâlâ rahmetle nazar eder. Allahü teâlâ rahmetle nazar ettiğine
de azap etmez.)
[Harâiti]

(Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır.
Getirdiğiniz meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına verin!
Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayan gibi çok sevap
kazanır. Allah korkusundan ağlayana Cehennem haramdır.)
[İbni Adiy]

(Üç kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.)
[Ebu Davud]

(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.)
Eshab-ı kiramdan biri, (İki tane olursa da aynı mıdır?) diye sual edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane olursa da aynıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aynıdır.) [Hakim, Harâiti]

Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermeyenler, Müslümanlığı
bilmeyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına layık olduğu
değeri vermelidir!


Kadınların şehid olması
Müslüman kadının Cennete girmesi, şehid olması kolaydır. Bir
kadın salih kocasına itaat ederse cihad sevabı kazanır. Hadis-i
şeriflerde buyuruluyor ki:
(Müslüman bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu
tutar kocasına itaat edip namusunu muhafaza ederse, Cennete istediği
kapıdan girer.)
[İbni Hibban]

(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.)
[Taberani]

(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.) [Taberani]

(Hamile iken, doğururken veya lohusa iken ölen Müslüman kadın şehiddir.) [Taberani]

(Müslüman kadın, hamilelikten doğuma kadar ve çocuğu memeden kesene
kadar Allah yolundaki mücahid gibi olup ölürse şehid sevabı verilir.)
[Taberani]

(Müslüman kadın, hamile iken, gündüz saim, gece kaim ve Allah korkusu
kendisinde galip olan bir mücahid sevabı hak eder. Onu ağrı tuttuğunda
kendisine verilecek sevabı hiç kimse bilmez. Bebeğin her emişinde bir
can ihya etmiş gibi sevap alır. Sütten kestiğinde ise, bir melek, onu
takdir ederek, “haydi bir daha” der.)
[Ebuşşeyh]
Saim = oruçlu demektir, kaim = gece kalkıp namaz kılmak, ibadet etmek demektir.

(Bir kadının kocası kendisinden razı olduğu halde hamile kaldığında
Allah yolunda gündüz oruç tutup gece ibadet eden bir kişinin sevabı
kadar ona sevap verilir. Doğum sancısı tutunca ona verilecek sevabı
ancak Allahü teâlâ bilir. Doğum yapınca çocuğun emdiği her yudum süte
karşılık kendisine bir sevap yazılır. Gece çocuk onu uykusuz bırakınca
Allah rızası için 70 köle azat etmiş gibi sevap kazanır. Ey Selame,
bunları söylemekteki maksadımı biliyor musun? Namusunu muhafaza eden,
kocasına itaat eden ve kocasından gördüğü iyilikleri inkâr etmeyen
saliha hanımları kastediyorum.)
[Taberani]


Kadınların yaratılışı
Sual:
Kadınlar zayıf yaratıldığı için erkeklere emanet
edildiği, erkeğin evde aile reisi olması gerektiği, erkeklerin kadından
mesul olduğu, fakat kadının erkekten mesul olmadığı söyleniyor. Böyle
bir âyet ve hadis var mıdır?
CEVAP
Evet vardır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Ey iman edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu öyle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır.) [Tahrim 6]

(Erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları
vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptir.)
[Bekara 228]

(Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir. Çünkü Allahü teâlâ, bazı kullarını bazısından üstün yaratmıştır.)
[Nisa 34]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kadınları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız ve onlara
yaklaşmanız Allah’ın emri ile helal kılındı. Sizin onların üzerinde
hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Yatağınızı kimseye çiğnetmemeleri ve maruf olan hususlarda size baş
kaldırmamaları, onlar üzerindeki haklarınızdandır. Onlar, bu haklarınıza
riayet ederlerse, maruf üzere rızıklandırılıp giydirilmeleri onların
hakkıdır.)
[İbni Cerir]

(Kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hiç bir şekilde doğru olamaz.
Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın. Kadının kırılması boşanması
demektir.)
[Buhari]

(Kadın zayıf yaratılmış ve avrettir. Kadınların avretlerini evde tutarak örtün!)
[İbni Lâl]


Mukayese olmaz
Sual:
Kadın mı üstün yoksa erkek mi?
CEVAP
Bu soru yanlış. Bu mühendis mi üstün, avukat mı demek gibi bir
şeydir. Avukattan üstün mühendis, mühendisten üstün avukat olur.
Erkekten üstün kadın çoktur. Cinsleri, vasıfları farklı olanlar arasında
mukayese olmaz. Mesela elma armuttan veya armut elmadan iyidir denmez.
Çünkü cinsleri farklıdır. Onun için elma ile armut toplanmaz denir.

Yüz kiloluk pehlivan ile elli kiloluk pehlivanı birbiriyle
güreştirmiyorlar. Her pehlivan, kilosundaki pehlivanlarla güreşiyor.
Ağır sıkletteki bir pehlivan, rakiplerine yenilse, fakat elli kilodaki
bütün pehlivanları yense madalya alamaz. Aynı cinsler arasında bile bazı
vasıflar aranıyor. Çalışan kadınların maaşını öğrenmek üzere,
Amerika’dan iki kişi gelse, birisi, bakanlık yapan bir kadının maaşını
öğrense, öteki de yeni işe giren ilkokul mezunu bir kadının maaşını
öğrense, verecekleri rapor elbette birbirinden çok farklı olur. İşçi
kadın ile bakan olan kadının maaşı mukayese edilmez.

Kadınla erkek mukayese edilerek, Kadın doğum yapıyor, erkek yapmıyor, böyle eşitlik olmaz
denemez. Allahü teâlâ, kadını, erkeği ayrı işler için yaratmıştır.
Fiziki yapısı birbirine benzemez. Birbirine benzemeyen iki şey, birbiri
ile kıyaslanamaz.

Bir erkek kalkıp da, Madem kadın-erkek eşitliği var, niye kadınlar da bizim gibi yer altında, kömür ve maden ocaklarında çalışmıyor
dememeli. Çünkü kadının bünyesi buna müsait değildir. Bazı ülkelerde,
kadın böyle zor işlerde çalıştırılıyorsa da, bu bir hak değil, zulümdür.
Herkese, bünyesine uygun iş verilmelidir!

Cenab-ı Hak, kadını da, erkeği de her işe elverişli olarak
yaratmamıştır. Kadının boksör, güreşçi olmaması onun değerini düşürmez.
Limonun ekşi olması limon için bir eksiklik değildir. Çünkü limon
ekşiliği için alınır. Allahü teâlâ da kadını ağır işlere elverişli
olarak yaratmamıştır.

Kadın ile erkek iki ayrı cinstir. Elma ile armut mukayese edilmediği
gibi, bunların da birbirine üstünlüğü söz konusu olmaz. Ancak vasıfları
eşit olan iki şey arasında kıyas yapılır. Vasıfları farklı olan şeyler
arasında kıyas olmaz. Mesela vapur, uçak ve otobüs binek vasıtası olduğu
halde, birinin diğerine üstünlüğü söylenemez. Uçak, denizde yüzemediği
için vapurdan aşağı sayılmaz. Vapur, karada gitmediği için bisikletten
aşağı olduğu söylenemez. Vapur başka bir vapurla, uçak başka bir uçakla
mukayese edilebilir. İkisi de kara vasıtası olduğu halde, bir tankla bir
taksi mukayese edilemez.
Tank taksi kadar hızlı gitmediği için aşağı kabul edilemez. Her birinin görevi ayrıdır.

Boksta iki kadın, ancak bir erkek kadar dövüşebilir
dense, bu, kadına hakaret olmaz. Cenab-ı Hak, kadını akıl ve beden
yönünden erkeğe göre farklı yaratmıştır. Akıllı kadın yarattığı gibi,
deli erkek de yaratmıştır. Kadınların da, erkeklerin de akılları aynı
değildir. Biri kalkıp da, Ya Rabbi insanların aklını niçin eşit yaratmadın diyemez. Yaratıcı sorguya çekilemez.

Birçok bakımdan kadınla erkek, mukayese edilemez, ikisi de her yönden
eşit olmalı denemez. İki erkek de her yönden eşit değildir. İki kadın da
böyledir. Üstünlük, Allah indindeki kıymete göredir. Müslüman fakir bir
zenci, gayrimüslim kraldan mukayese edilemeyecek kadar üstündür.

Dinimizin, zenginlerin ve kadınların çoğunun Cehenneme gideceğini
bildirmesi, zengine ve kadına hakaret değildir. Zenginlerin ekserisi,
parasını faydalı işlerde kullanmadığı, zararlı işlerde kullandığı, israf
ettiği için, onları ikâz etmek maksadı ile, (şunları yapmazsanız,
Cehenneme gidersiniz) buyurulmuştur.

Keza kadınlar da, erkeklere nispetle daha fazla tesir altında kalarak
daha fazla günah işlediği için, (günah işlemeyin, Cehenneme gidersiniz)
diye ikâz ediliyor. İyi kadınları ve servetini iyi yolda harcayanları da
Cenab-ı Hak övüyor. Malı hayırlı şey olarak bildiriyor, saliha
kadınları da övüyor. Kâfir erkeklerin Cehenneme gideceğini bildirirken,
Müslüman kadınların Cennete gideceğini haber veriyor.
Şu halde, İslamiyet kadına fazla değer vermiyor demek, dinimizi
bilmemekten başka şey değildir. Allah’a isyan eden kadın veya erkeğin
Cehenneme gitmesi normal değil midir? Devleti yıkmaya çalışan anarşist
kadınlar hapse atıldığı için, devlete, kadın düşmanı denebilir mi?

Dinimiz kadına çok değer vermiş, erkeğe de çok sorumluluk yüklemiştir.
Kadın, evde ve dışarıda çalışmak zorunda değildir. Evli ise kocası, evli
değilse babası, kadına gerekli şeyleri getirmeye mecburdur. (Hidâye, R. Nasıhin)


Kadın, erkek ve akıl
Sual:
Kadının erkekten daha akıllı olduğunu, bu bakımdan,
kadına daha çok hak verilmesi gerektiğini söyleyenler var. Her kadın,
her erkekten akıllı olur mu?
CEVAP
Önce, aklın ne olduğunu bilmek gerekir. Cenab-ı Hak, aklı,
hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt etmek için
yaratmıştır. Hangi şeyin hak, hangi şeyin bâtıl, hangi şeyin iyi,
hangisinin kötü olduğu da ancak, bütün mahlukatı yoktan var eden Allahü
teâlânın bildirmesiyle anlaşılır. İnsanların iyi veya kötü demesiyle,
bir şey iyi veya kötü olmaz. Çünkü birisine göre iyi olan bir şey,
diğerine göre kötüdür. Mesela evlilikte nikah, Müslümanlara göre,
lüzumlu ve iyi bir şey iken, bazılarına göre saçmadır! Bu bakımdan
dinimiz akıllıyı nasıl tarif ediyorsa ona göre karar vermek gerekir.
Akıl hakkında hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Akıllı şudur ki, Allah’a ve Peygambere inanır ve ibadetlerini yapar.) [İbni Muhber]

(En akıllı, Allahü teâlâdan en çok korkan, Onun emir ve yasaklarına en güzel uyandır.)
[İbni Muhber]

(Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.)
[Tirmizi]

(İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittir. Üstünlükleri, ibadet farkından ileri gelir.) [İbni Lal]

(İnsanların yaptıkları hayırların mükafatı, akılları nispetinde verilir.)
[Ebuşşeyh]

(Kişi, ilmi ve aklı sayesinde kurtulur.) [Deylemi]

(Her şeyin bir direği vardır. Müminin direği ise akıldır. Kişi aklı nispetinde ibadet eder.)
[İ. Gazali]

(Allah indinde en kıymetliniz, akılca en üstün olanınızdır.) [İ. Gazali]

Akılca en üstün olan kimse de, dinin emir ve yasaklarına riayet edendir.
Kişinin ibadeti de aklı nispetinde olduğu, itikadı ve ameli en düzgün
olan, diğerine göre daha akıllı demektir. Erkeklerden ve kadınlardan
Cennetlik olanlar olduğu gibi, Cehennemlik olanlar da vardır. O halde,
kadının erkekten veya erkeğin kadından daha akıllı olduğu söylenemez.

Şunu da açıklayalım ki, akıl ile zeka ayrıdır. Birbirine
karıştırılmamalıdır. Bir gayrimüslim, bir Müslümandan daha zeki
olabilir; fakat akıllı olamaz.

Allahü teâlâ, kadınla erkeğin vücut yapılarını farklı şekilde
yaratmıştır. Bir tankla taksinin mukayesesi yapılamaz. İkisinin vazifesi
ayrıdır. Herkes vazifesini bilir, ona göre hareket ederse,
düzensizlikler önlenmiş olur. Kadınla erkek arasında fark olduğu gibi,
erkekle erkek, kadınla kadın arasında da fark
vardır. Herkes aynı kabiliyette değildir. İnsanlar robot gibi yaratılmamıştır.

Kadın-erkek eşitliği ileri sürülerek, kadınların yapamayacağı işleri
onlara vermek, mesela maden ocaklarında çalıştırmak kadın haklarına bir
saygı değildir. Kadını, asker yapmamak da ona hakaret değildir. Kadına,
bünye, akıl, zeka, his ve kabiliyetine uygun işler vermelidir.

Bugün kadın haklarını savunur görünenler samimi olsalardı, önce kadını
sömürü vasıtası yapan, ticari malların tanıtımında kullanan zihniyete
karşı çıkarlardı. Halbuki kadının bu yolla, şeref ve haysiyeti
düşürülmekte, basit bir mal haline getirilmektedir. Bu üzücü duruma
karşı çıkmayanların, kadın hakları konusunda samimi olmadıkları açıktır.

Kadına niye hitap yok?
Sual:
Ben ateist ve feminist bir bayan değilim. Hikmetini
bilmesem de dinimizin emirlerine inanırım. Ancak hem feministlere cevap
verebilmek için, hem de merakımın gitmesi için bazı sorularım var. Niçin
Kur’anda, hadiste ve İslam âlimlerinin yazılarında genelde hitap
erkeğedir, kadına hitap yok. Kadın insan değil midir? Bir de âyet ve
hadislerde erkeğe kadından önce hitap ediliyor. Mesela şu âyetlerde
hitap hep erkeğedir:
(Erkekler, kadınlar üzerine idareci ve hâkimdir [evin reisidir.]
Ey iman edenler, hicret ederek gelen mümin kadınları imtihan edin. Eğer
imanlı iseler, kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü mümin kadının kâfirle
evlenmesi helâl değildir.)
[Mümtehine 10]

(İman etmedikçe, müşrik
[ateist] kadınlarla evlenmeyin. Kadınlarınızı da, iman edinceye kadar müşrik erkeklerle evlendirmeyin!) [Bekara 221]

(Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.)
[Bekara187]

(Kitap ehli [Yahudi ve Hıristiyan] kadınlarla evlenmeniz helaldir.) [Maide 5]

(Naşize kadınlara öğüt verin, yataklarına girmeyin.)
[Nisa 34] Kadın naşize olur da erkek naşiz olmaz mı? Ne diye, Allah, erkeğin kadına öğüt verip onu terbiye etmesini emrediyor?
[Naşiz: Eşine zulmeden erkek. Naşize: Kocasının yatağına gelmeyen ve ondan izinsiz evi terk edip giden kadın.]
CEVAP
Âyet ve hadisten din öğrenilmez. Din öğreniyorum derken, yanlış
anlayıp dinden çıkılabilir. İlk yazdığınız âyet-i kerimenin başında
bildirildiği gibi, Allahü teâlâ, erkeği âmir olarak yaratmıştır. Köpek
ve yılan olarak da yaratabilirdi. Allah’ın emrine razı olmak gerekir.
Bir fabrikada, çeşitli kısımların müdürleri veya âmirleri olur. Patron,
her işçiye teker teker şunu yapacaksınız demez. İdarecilere söyler.
İşlerden idarecileri sorumlu tutar. İşte Allahü teâlâ da, evin reisine
emrediyor, onu sorumlu tutuyor. Erkeklerin işledikleri günahlardan
kadını sorumlu tutmuyor, fakat kadınların işledikleri günahlardan
erkekleri sorumlu tutuyor. Her nimet bir külfet karşılığıdır.
Sorumlunun, idarecilik görevini yapması da normaldir.

Maide suresinin 38. âyetinde, (Hırsızlık eden erkek ve kadın)
ifadesi geçiyor. Önce erkeğin bildirilmesi onun Allah katında yüksek
olduğunu göstermez. Belki de hırsızlık daha çok erkekler tarafından
yapıldığı için önce söylendi. Nur suresinin 2. âyetinde, (Zina eden kadın ve erkek)
ifadesi geçiyor. Burada belki kadının rolü daha çok olduğu için, kadın
erkekten önce bildirildi. Önce hitap edilmesi onun üstün veya aşağı
olduğunu göstermez. Bir âyet-i kerime meali de şöyle: (Erkek veya kadın, mümin olarak iyi işler yapan, Cennete girer.) [Nisa 124]

Bu âyet-i kerime de, erkeğin kadından üstün olduğunu bildirmiyor. Üstünlük mümin olarak iyi iş yapmaktır.

Erkek olsun, kadın olsun, kâfirin iyi iş yapmasının kıymeti yoktur.
Allahü teâlâ kadını erkeğe emanet edip, emanete riayet etmesini de
emretti. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Eşinizi üzmeyin. O, Allahü teâlânın size emanetidir.) [Müslim]

(En üstün mümin, eşine, en iyi, en lütufkâr davranandır.) [Tirmizi]

(Eşinin haklarını ifa etmeyen erkeğin namazları, oruçları kabul olmaz.)
[Mürşid-ün-nisa]

(Eşini döven, Allah’a ve Resulüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.)
[R. Nasıhin]

İslam âlimleri de buyuruyor ki:

Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine
ortak olmalı. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış
bulunan dostu, dert ortağı, kendinin neşelendiricisi, çocuklarının
yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir.

Erkek, hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı)
diye düşünmelidir. Hanımının iyiliğini, iffetini Allahü teâlânın büyük
nimeti bilmelidir. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği
çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya
şükretmelidir. Çünkü, uygun bir kadın büyük bir nimettir. İyi davranmak,
sadece hanımı üzmemek değildir. Onun verdiği sıkıntılara da katlanmak
demektir. Yani bir erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen
sıkıntılara katlanması lazımdır. Hadis-i şerifte, (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur) buyuruldu. İyi Müslüman olmak için hanım ile iyi geçinmek şarttır. Kur’an-ı kerimde de mealen, (Onlarla iyi, güzel geçinin!) buyuruluyor. (Nisa 19)

Mürşidi kâmil olan büyük zatlar, talebelerine, "Hanımını üzeni sevmeyiz.
Allahü teâlâ evin içini hanıma vermiştir. Bir erkek evin içine ne kadar
çok karışırsa, dünyada ve ahirette o nispette çok sıkıntı çeker”
buyururdu.

Hanım, evde hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın
yapacağı iş değildir. Bir Müslüman hanımını nasıl üzer, akıl almıyor.
Aklı olan karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek,
ahmaklık alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek
sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli
hastalıklar hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş,
mutluluğu sona ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum
kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona
alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere,
bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse
de, ne yazık ki bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak
huysuzluğun zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı
dilli olmaya çalışmalı! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar,
Allahü teâlânın rızasını da kazanır!

Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:
(Dine uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım.
Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi.
Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)

Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet
etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas
hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı
hemen testiyi kırmıştı. Hazret, "Testiyi niçin kırdın?" bile dememiş,
hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.

Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu, Nureddin Şuni efendi anlatır:
Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra sarılı birinin dışarıda yattığını
görüp (Sen kimsin, burada niçin yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman
el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni evden kovduğu için sokağa çıktım, onun
kızgınlığı gidinceye kadar burada yatmaya karar verdim) dedi.
İbni Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu.
Kocasına ağzına geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da
hep sabrederdi. Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak
için uçarak kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup
kaçmakla elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti.

Saliha hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin
kıymetini bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.

Sorumlu dört erkek
Sual:
Cehenneme müstahak olan kadın, kocası, babası, kardeşi ve
oğlu olmak üzere, dört erkeği de, beraberinde götürecekmiş. Bu dört
erkek, bu kadının hangi hallerinden sorumludur?
CEVAP
Engel olabildikleri bütün günahlarından sorumludur. Babası,
kardeşi daha çocukken ona ehl-i sünnet itikadını öğretmeli, namaz
kıldırmalı, tesettüre riayet ettirmeli, haramlardan ve ileride haram
işlemesine sebep olacak işlerden, uzak tutmalıdır. Evlenecek çağa
gelince de, dinini bilen salih birisiyle evlendirmelidir. Evlendikten
sonra kocasının sorumluluğu da başlar. Oğlu olur ve çocuğu akıl baliğ
olunca, onun sorumluluğu da başlar.

Kaynak : M.Ali Demirbaş

**
[Resimleri sadece adminler görebilir.]


[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.asiluydu.com
Minik SeRCe
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 4290
Kayıt tarihi : 04/10/08

MesajKonu: Geri: Kadının dinimizdeki yeri    Çarş. Şub. 20 2013, 14:40

gül gül gül gül gül gül gül gül emegine saglik abim...tskrler

**
[Resimleri sadece adminler görebilir.]

[Resimleri sadece adminler görebilir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://altinkafes.eniyiforum.net
 
Kadının dinimizdeki yeri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Altinkafes :: Biyografi :: Dinimiz-biografi-
Buraya geçin:  
Forum kurma | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın